Kendi Hikayeni Yaz

Aşk kime zaman terkediliş, kimi zaman vazgeçiş, kimi zaman ölesiye bağlanmak der tüm şairler tüm bilginler. Peki aşkı kutsal yapan nedir? Hiçbir zaman tam bir tarifi olmaması mı? Ya da erişilmesi çok zor olması mı?
Belki de her aşkın farklı bir hikayesi olması aşkı bu kadar anlaşılmaz yüce bir duygu haline getirmiştir.

O kadar fazla aşk hikayesi var ki şu alemde; destanlara, romanlara konu alacak kadar büyük ve eşsiz olarak tarifi yapılmış. Herkes bir Leyla veya Mecnun arar, ister kendi hikayesinde. Peki aşk geçmişte yaşanılan aşklara gıpta ederek onların hissettiği gibi hissetmek isteyerek yaşamak doğru mudur?
Ben ne Mecnun ne Ferhat olmak isterim, ne de onların hissettiği gibi hissetmek. Kimin ne kadar çok sevdiğini hissettiğini nerden bilebiliriz ki. Belki de sen çok daha fazla seviyorsun. Aşkının yüceliğini ispatlamak için ne dağ delmeye ne de bir hançerle kendini öldürmen gerekmez. Sadece sonsuz sadakat ile sevmek yeter. Bırakalım efsanevi aşıkları, aşkları!

Hikayelerle yaşamaktansa kendi hikayeni yazmayı dene. Kimseye özenme! aşk özenilerek yaşanılacak bir duygu değil. Sen kendi hikayenin Murat’ı Duygu’su Semih’i Nilgün’ü ol.